• Anasayfa

TÜRKİYE’DE GÜLÜN TARİHÇESİ

Osmanlı’dan Günümüze Isparta Gülü Hikâyesi

Gülün tarihi, insanlık tarihi kadar eskidir. Tarihin her döneminde dikkat çeken gül çiçeği; kraliçelerin, sultanların ve hükümdarların gözdesi, adeta bir gönül elçisi olmuştur. Bu yazıda gülcülüğün Anadolu ve Osmanlı topraklarındaki serüvenini, Isparta gülünün doğuşunu ve bugün dünya gülyağı üretiminde söz sahibi olan Türkiye’nin bu noktaya nasıl geldiğini anlatıyoruz.

Hızlı Bilgi Notu

  • Anadolu’da gül ve gülsuyu üretimi, ünlü gezgin İbn-i Battûta’nın (1304-1369) seyahatnamesinde de yer alır.
  • Isparta’da modern anlamda gülcülüğün öncüsü Gülcü İsmail Efendi‘dir (1840-1915).
  • Türkiye’de 1910-1920 döneminde yıllık gülyağı üretimi yaklaşık 287 kg, gül bahçesi alanı ise 12.000 dönümcivarındaydı.
  • Gülbirlik, 1954 yılında 9 kooperatifin birleşmesiyle kuruldu.
  • Bugün Gülbirlik ve özel işletmeler, dünya gülyağı üretiminin yaklaşık %65’ini karşılıyor.

Osmanlı’da Gülcülüğün Kökenleri

Osmanlı Devleti en geniş sınırlarına sahipken topraklarında gül yetiştiriciliği yapılıyordu. Anadolu’da gül ve gülsuyu üretildiğine dair en eski kayıtlardan biri, ünlü gezgin İbn-i Battûta’nın (1304-1369) seyahatnamesinde geçer; çeşitli kaynaklara göre gül çiçeği o dönemde Edirne civarında da yetiştiriliyordu.

  1. yüzyıldan sonra, o dönemde Osmanlı idaresindeki Kazanlık ve Zağra nahiyelerinde (günümüzde Bulgaristan sınırları içinde) gülcülük ileri bir seviyeye ulaştı. Bulgaristan’daki (Kazanlık-Zağra) gülyağı sanayisinin temelini de Türkler attı; yani Anadolu’da yetiştirilen gül, yine Türkler eliyle Bulgaristan’a taşınmış oldu.

Ancak Osmanlı-Rus savaşları sonucunda 1908’de bu topraklar elden çıktı. Bölgede gülcülükle uğraşan yüzlerce kişi Anadolu’ya göç etmek zorunda kaldı ve böylece Anadolu’da başlayan gülcülük, yeniden kendi topraklarına döndü.

Anadolu’da zayıflayan gülcülüğü canlandırmak amacıyla 1900’lü yılların başında Ziraat Bakanlığı tarafından 100.000 adet gül fidanı dağıtıldı. Ne yazık ki başta İstanbul olmak üzere birçok ilde, elde edilen çiçeklerin işlenebileceği yeterli imbik bulunmadığından bu girişim beklenen başarıya ulaşamadı. Bu dönemde tek istisna Isparta oldu: 1900-1923 yılları arasında gülcülük yalnızca Isparta’da kalıcı bir başarıya dönüştü ve gelişmeye devam etti.

Isparta’da Gülcülüğün Doğuşu: Gülcü İsmail Efendi

Isparta’da gül yetiştirip gülyağı elde etmek için bireysel olarak kollarını sıvayan isim, Gülcü İsmail Efendi‘ydi. 1900’lü yıllara gelindiğinde İsmail Efendi hem kendini hem de Isparta gülcülüğünü kabul ettirmişti. 1910-1920 yılları arasında Türkiye’de üretilen gülyağı miktarı yaklaşık 287 kg, gül bahçesi alanı ise 12.000 dönüm civarındaydı. Osmanlı Devleti o dönemde Anadolu’nun birçok yerinde gülcülüğü destekleyip teşvik ederken, İsmail Efendi devletten herhangi bir destek almadan büyük bir özveriyle Isparta’yı gülcülüğün yeni adresi hâline getirdi.

Gülcü İsmail Efendi, Isparta’nın Yalvaç kazası eşrafından Meydan Bey oğlu Mehmet İzzet Efendi’nin oğludur (doğum: 1840). İyi bir medrese eğitimi almış, ticari hayata dokumacılıkla başlamıştır. 1888 yılında gülcülük ve gül yağcılığı konusunda duyduğu bilgiler dikkatini çeker.

Denizli’nin Çal kazasında tapu memuru olarak çalışan ve gülyağı çıkarmayı bilen birinden haberdar olan İsmail Efendi, kendisiyle mektuplaşmaya başlar. Ona Isparta’da bir gülhane kuracağını söyleyerek ustabaşılık teklif eder; memur teklifi kabul eder, fakat görevinden dolayı bu fırsatı değerlendiremez. Yılmayan İsmail Efendi, kendi imkânlarıyla İsparta civarından getirttiği fidanlarla yaklaşık 30 dönümlük bir gül bahçesi kurar ve gülyağı üretmek için bir gülhane inşa eder.

Zorlu Bir Mücadele: Dördüncü Hasatta Gelen Başarı

1889 ve 1890 yıllarının baharında imbiklere koyduğu güllerden gülyağı elde etmeyi başaramaz; defalarca dener ama sonuç alamaz, elde ettiği tek şey gülsuyudur. Çevresindekiler onun bu ısrarını hayret ve tedirginlikle izler; hatta ailesi ve yakınları kendisini “bir hiç uğruna servet harcamakla” ve delilikle itham eder.

Dördüncü hasat yılına yaklaşırken uzman arayışı sürer. Nihayet Afyonkarahisar eşrafından Nuri Paşa ve Arabacı Ahmet Usta’nın yardımıyla, Kazanlıklı Pehlivan Ahmet adıyla bilinen bir gülyağı ustasıyla tanışır ve onu gülhaneye ustabaşı yapar. Dördüncü hasat yılında sonunda gülyağı elde etmeyi başarır — İsmail Efendi’nin yıllardır peşinde koştuğu hayal gerçekleşir. Bu başarıdan sonra ona inanmayanlar bile yavaş yavaş gül yetiştirmeye başlar.

İsmail Efendi, elde ettiği gülyağını dönemin Ziraat Nezareti’ne (Tarım Bakanlığı) tahlil ettirerek kalitesini kanıtlar ve ödüllendirilir; kendisi para ödülünü kabul etmeyince ona bir imbik hediye edilir. Böylece Isparta gülyağının yurt dışına satılmasının önü açılır. İsmail Efendi, Isparta gülyağını tanıtmak için Avrupa’daki fuarlara da katılır.

Mücadelelerle dolu bir hayatın ardından Gülcü İsmail Efendi, 1840’ta başlayan bu yolculuğu 1915 yılının Mayıs ayında, tam gül mevsiminde, Isparta’daki evinde noktalar.

Isparta Gülcülüğünün Gelişimi (1920-1950)

Gülcü İsmail Efendi’nin ardından Isparta’da gülcülük büyümeye devam etti. 1931 yılında üretim 450.000 kg’a kadar yükseldi. Bu dönemde elde edilen güller, köylüler tarafından kendi imkânlarıyla işleniyordu. 1933 yılında üretilen gülyağı miktarı yaklaşık 700 kg olup, bundan elde edilen gelir 250 bin lirayı buluyor ve gülyağı önemli bir ihraç kalemi hâline geliyordu.

Gülbirlik’in Kuruluşu ve Modern Dönem

Büyüyen gülcülüğe paralel olarak 30 Eylül 1935’te dönemin Ekonomi Bakanı Celal Bayar tarafından Isparta’da bir gülyağı fabrikasının temeli atıldı. 1936’da fabrika usulü üretime geçilmesiyle gülcülük yeni bir ivme kazandı; sökülen bahçeler yeniden kuruldu.

Bu süreci yakından takip eden gülcüler, 1954 yılında 9 kooperatifin birleşmesiyle Gülbirlik‘i kurdu. Gülbirlik, gülyağının yanı sıra gülkonkreti (katı gülyağı) üretimine de başladı. Kurum, 1958’de İslamköy Gülyağı Fabrikası’nı, 1968’de Aliköy Gülkonkreti Fabrikası’nı, 1976’da ise Yakaören ve Kılıç gülyağı fabrikalarını devreye aldı; ayrıca Güneykent gülyağı fabrikasının kapasitesini artırdı.

Bugün Gülbirlik ve özel işletmeler, dünya gülyağı üretiminin yaklaşık %65’ini karşılayarak Türkiye’yi bu alanda dünya birincisi konumuna taşımaktadır.

Sık Sorulan Sorular

Gülcülüğün tarihi Anadolu’da ne zaman başlamıştır?

Anadolu’da gül ve gülsuyu üretimine dair en eski kayıtlardan biri, gezgin İbn-i Battûta’nın 1304-1369 yıllarını kapsayan seyahatnamesinde yer alır. Osmanlı döneminde gül yetiştiriciliği Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde sürdürülmüştür.

Isparta gülcülüğünün öncüsü kimdir?

Isparta’da modern gülcülüğün ve gülyağı üretiminin öncüsü, 1840 doğumlu Gülcü İsmail Efendi‘dir. 1888’den itibaren bireysel imkânlarıyla giriştiği çalışmalar sonucunda dördüncü hasat yılında gülyağı elde etmeyi başarmış ve Isparta’yı gülcülüğün merkezi hâline getirmiştir.

Gülbirlik ne zaman ve nasıl kurulmuştur?

Gülbirlik, 1954 yılında 9 kooperatifin birleşmesiyle kurulmuştur. Kuruluşundan sonra çeşitli tarihlerde İslamköy, Aliköy, Yakaören ve Kılıç’ta fabrikalar açarak üretim kapasitesini genişletmiştir.

Türkiye dünya gülyağı üretiminde ne durumdadır?

Gülbirlik ve özel işletmeler, dünya gülyağı üretiminin yaklaşık %65’ini karşılamakta ve Türkiye’yi bu alanda dünya lideri konumuna taşımaktadır.

Bir yanıt yazın